Kanal Türk TV’ da yayınlanan ve Sami Dadağlıoğlu’nun yönettiği “Ters Cephe” programında 21.yy Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Cumnhuriyet Gazetesi yazarı Ümit Zileli, Taraf yazarı ve her konunun uzmanı Rasim Ozan Kütahyalı ve bir internet sitesi yazar Fikri Akyüz Türkiye’nin önemli gündem maddelerinden Amerikan Dış İlişkiler Komitesi’nde oylanan ve kabul edilen Ermeni tasarısı, “Islak İmza” ve Yargı reformunu tartıştılar.
ABD’nin Ermeni Tasarısı
Ümit Özdağ, Tasarının kabulünde Obama’nın rolü olduğunu ve ABD devlet yönetiminin ciddi müdahalelerden kaçındığını söyledi. Özdağ, bu işin bu kadarla kalacağını, ABD’nin bölgede Türkiye’ye mutlak ihtiyacı olması hasebiyle daha ileri gidemeyeceklerini düşündüğünü ifade etti. ABD’lilerin bu olayı “tamir edilebilir hasar” olarak değerlendireceklerini de sözlerine ilave etti.
Prof. Dr. Özdağ, bu sürecin AKP’nin “Ermeni Açılımı”nı bitirdiğini ve Azerbaycan’la ilişkilerin zayıfladığı ile kaldığını, AKP’nin bu süreci iyi yönetemediğini ileri sürdü. Özdağ’a göre tasarının kabulünde İsrail ilişkilerinin gerginliği nedeniyle “Yahudi Lobisi”nin müdahil olmayışı etkili olmuştur. Ne var ki, hükümetin Kafkasya politikası iflas etmiştir. Özdağ, ABD ilişkilerinin hassas bir döneme girdiğini, elçinin “istişareler yapmak üzere” Ankara’ya çağrılmasının bunun göstergesi olmuştur diyerek bu olayın belki de Türkiye için hayırlı olacağını ifade etti. “Türkiye ilerde masaya oturduğunda daha rahat olacaktır” diyen Özdağ, hükümetin Kafkasya ve Ermeni politikalarının kesinlikle bittiğini altını çizerek savundu.
Fikri Akyüz, sözüne “Ermeni açılımından ne anlıyorsunuz?” sorusu ile başladı. “Bu açılım nedir ki, iflas etmiştir?” diye sorularına devam eden Akyüz, Azerbaycan politikalarını tahlil etmek gerektiğini, bakınca Azerbaycan’ın Kıbrıs tavrı ve başka Saikler yüzünden pek de dost görünmediğini, uluslar arası sorunlarda Türkiye’den yana tavır koymadığını iddia etti. Fikri Akyüz, ABD ile Türkiye’nin müttefik olmaları sebebiyle bu tasarının 22-24 kabul görmesinin önemsenmemesi ve ilişkilerin boulmaması gerektiğini savundu. Yaptığı konuşma çorbaya döndü ve hiç kimse bir şey anlayamadı.
Ümit Zileli, ABD’ye teslim olunmamasını düşündüğünü söyleyerek yeryüzünde eğer soykırım varsa neden sadece Ermenilerin gündemde olduğunu, ABD’nin ayıp ettiğini söyledi.
Her konuşmacının sözünü kesmeyi adet haline geitiren ve bunu pişkinliğe vuran her konunun uzmanı Rasim Ozan Kütahyalı, bu olayın İsrail’i sevindireceğini, İsrail ile gerginlik olmasa, Ermeni açılımı olmasa bile bu tasarının olacağını ancak ABD’nin Türkiye’yi ihmal edemeyeceğini söyledi.
Ümit Özdağ; Ermenilerin Azerbaycan topraklarını işgal ettiğini, bir milyondan fazla insanın “kaçkın” durumuna düştüğünü ama nedense dünyanın bunu görmediğini anlattı.
Fikri Akyüz, Aliyev’in yanlış adam olduğunu ifade ederek Ermeni açılımını savundu. Ermenistan kapısının açılmasının Kars, Iğdır, Ağrı gibi illerimizde ticareti canlandıracağını, Ermenilerin susacağını, masaya oturarak meseleleri çözme imkanı bulunabileceğini iddia etti.
Ümit Zileli her yıl aynı terane olduğunu bunun zul ve ayıp olduğunu söyledi. ABD’de 38-40 eyalette “soykırım”ın tanınmış olduğunu ifade eden Zileli, Türkiye’nin yapması gerekenin Ermenilerin Azeri topraklarını işgali üzerine kapatılan kapıyı açmak olmadığını, Akyüz’ün Azerbaycan hakkında eksik bilgisi bulunduğunu söyledi. Zileli, “Azerbaycan’ın ne yaptığı ne yapmadığı önemli değil” diyerek Azerbaycan’ın Orta Asya!nın kapısı olduğunu; siyasi ekonomik ve stratejik açılardan Türkiye için çok önemli olduğunu savundu. Bilgi eksikliğinin kafa karıştırmaktan başka bir işe yaramadığını söyleyen Zileli,”bir konuda bilginiz yoksa konuşmayın” dedi
Ümit Zileli ülkeler arasında işbirliği yapılabileceğini ama stratejik ortaklığın tamamen farklı bir konu olduğunu savundu. Zileli iktidarın Kürt açılımında olduğu gibi bu konuda da, sınıfta kaldığını ifade etti. “Türkiye protokollerde büyük hatalar yapmıştır” diyen Zileli, iktidarın dış politikjasının yanlış olduğunu ileri sürdü.
Rasim Ozan Kütahyalı tasarının komiteden geçmesinin fazla büyütülmemesi gerektiğini, başka aşamaları da olduğunu ifade ederek Ermenistan konusunda Ümit Özdağ’la hemfikir olduğunu, Ermenistan’ın Karabağ’ı işgale son vermesinin şart olduğunu ifade etti. Kütahyalı bu meselenin ya savaş yada diplomatik yollardan halledilmesinin lüzumuna işaret ettikten sonra Ermenistan’ın Azerbaycan’a yaptığını dünya kamu oyu nazarında bizim Kıbrıs’a yapmış odlumuzu bu yüzden Kıbrıs konusunda Azerbaycan’ı kınayamayacağımızı savundu. Kütahyalı’ya göre Azerbaycan’ın asıl meselesi Aliyev meselesidir. Türk devletlerinin totaliter diktatörler tarafından yönetildiğini, bugünkü yöneticilerinin geçmişte KGB ajanı olduklarını iddia eden Kütahyalı, Türk milliyetçilerinin bu totaliter diktatörlerden Türk devletlerinin kurtulmasını istemeleri gerektiğini, kendisinin Türk kimliği ile böyle düşündüğünü ama kapının da açılmasından yana olduğunu ifade etti.
Ümit Özdağ, kendisinin Türkiye – Azerbaycan Dostluk Derneği Başkanı sıfatını taşıdığını, bu sebeple Azerbaycan’a ilgi duyduğunu belirtti. Özdağ, Azerbaycan’da denenen ihtilalin küçük çapta bir organizasyon olduğunu, Türk devlet yetkililerinin olaya muttali olunca müdahale ettiklerini söyledi. 1923’te kurulmuş olan ama aslında istiklalini hiç kaybetmemiş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bile hala birçok meselesi bulunduğunu, Azerbaycan’a süre tanınması ve hoş görülmesi gerektiğini savundu. Azerbaycan’da demokratik hukuk devletine geçiş sürecinin hızlandırılması gerektiğini söyledi.
Yargı Reformu
Ümit Zileli, hükümetin Anayasa Mahkemesi ve HSYK’ dan çok rahatsız olduğunu ve ikisini de değiştirmek için yargı reformu istediğini ifade etti. Zileli’ye göre bunu gerçekleştirmesi halinde yargı bağımsızlığını kaybedecek ve bütün dengeler bozulacak. Hükümetin anayasa değişikliği ile bazı çevrelerin ağzına bir parmak bal çalmak istediğini iddia eden Zileli, seçime bu kadar az bir zaman kalmışken bu parlamentonun anayasa değişikliği yapmasının doğru ve etik olmadığını savundu.
Rasim Ozan Kütahyalı yargı reformunun acilen yapılması gerektiğini, bu meclisin meşru olarak milli iradeyi temsil ettiğini ve değişiklik yapmasının doğal olduğunu savundu. Kütahyalı, “Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapılarının değişmesi gerektiğini ifade etti. “Körler sağırlar, bir birini ağırlar” misali yargının sürekli kendi içinde seçim yaptığını, bunun da tarafsızlığına gölge düşürdüğünü söyledi. CHP ve MHP’nin Türkiye’nin demokratikleşmesini istemediklerini, geçmişte iktidar olduklarında yapmadıklarını şimdi AKP’nin yaptığını, yapmasının da gerektiğini iddia eden Kütahyalı, hakkaniyetten yana olduğunu AKP’yi doğru yaptığı için savunduğunu yanlış yaparsa karşısında olacağını söyledi. Kütahyalı, doğru yaptıklarında Baykal’ın da MHP’nin de yanında olacağını ifade etti.
“Yasama ve Yürütme yargıyı baskı altına alırsa yargı biter”
Ümit Özdağ, Yasama ve yürütmenin yargıyı etkisi altına alması halinde hukuk devletinden söz edilemeyeceğini ifade ederek, siyasi parti liderlerinin partilerinde %100 söz sahibi olmalarında ötürü her gelen göre yargı yapısının değişeceğini belirtti ve ilke olarak yürütme ve yasamanın tasallutuna karşı olması gerektiğini söyledi. Yargının yürütme ve yasamayı denetleme görevi bulunduğunu ama bugün yürütmenin yargı denetiminden rahatsız ve şikayetçi olduğunu, bugün yargının baskı altına alındığını savundu. HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin tedirgin olduklarını söyleyen Özdağ, aslında yargış veya savcı olmayan Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can’ın yargı üzerindeki baskıya örnek teşkil ettiğini, Cihanerle ilgili açıklamalarının bunu gösterdiğini belirtti. İktidarın yargıyı RTÜKleştirmeye çalıştığını iddia etti.
Fikri Akyüz, henüz taslak bile yokken CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne gideceğini açıklamasının ayıp olduğunu, masaya bile oturmaya razı olmadan eleştirdiğini iddia etti. “Eğer meclis meşru değilse CHP’nin orda işi ne?” diyen Akyüz, meclisin milli iradenin tecelligahı olduğunu belirtti.
Ümit Zileli, Akyüz’ün mugalata yaptığını söyleyerek tasarının yargıyı etkileyeceğini örneklerle açıkladı.
Fikri Akyüz, “Hükümet teklifi getirir, muhalefet itiraz eder, uzlaşma olmazsa referanduma gidilir” diyerek henüz ortada taslağı bile olmayan değişikliğin Anayasa Mahkemesine götürüleceğinin açıklanması yanlış ve ayıp olduğunu ifade etti. Belki de AKP milletvekillerinden bile “hayır” diyenlerin olabileceğini iddia etti. Ümit Özdağ “evet masaya oturulmalı” dedi. Akyüz, referandum sonucu bilinemez, referandum kararının bile 5-6 çıktığını, böyle hukukun olamayacağını ileri sürdü.
Ümit Özdağ, referandum yapılmasının hukuken sakıncalı olmadığını, siyaseten tartışılabileceğini söyledi. Uzlaşma zemini arayışının olmadığını söyleyen Özdağ, bunun doğru olmadığını savundu.
İrtica ile mücadele Eylem Planı
Ümit Zileli, imzanın Çiçek’e ait olduğuna hala inanmadığını, teknoloji ürünü olup olmadığının araştırılması gerektiğini söyleyerek, davanın başından beri insanlara eziyet edildiğini, Oktay Yıldırım’la ilgili mahkeme kayıtları ve olay yeri zabıtlarından örnekler vererek Ergenekon davasının boş iddialardan mürekkep olduğunu anlattı. Davaya temel olan ifadelerin sahibinin şimdi Kanada’da bir yerlerde yaşadığını, bu işle ilgili uzun süre eğitim aldığının belli olduğunu iddia etti.
Rasim Ozan Kütahyalı, TÜBİTAK ve Jandarma Kiminal raporlarının belgenin harp oyunu senaryosu değil, darbe planı olduğunu ortaya koyduğunu savunarak ses kayıtlarına sonradan ilave yapılmadığının da raporlarla sabit olduğunu ifade etti.
Ümit Özdağ, 17 sayfalık belgenin nasıl 5 bin sayfaya çıktığının anlaşılamadığını sordu.
Rasim Ozan Kütahyalı, Jandarma Kriminal Laboratuarı ve TÜBİTAK’ın raporlarından sonra “balyoz” operasyonlarının başladığını ileri sürdü.
Özdağ, “Bu belgeleri biz okumadık. Sağlıklı araştıramayız. Bu durumda ne söylememizi istiyorsunuz?” diye sorarak Dursun Çiçekle ilgili bilirkişi raporunun kanaat beyan ettiğini, kesinliğinin olmadığını söyledi. Avukat Mustafa Çevik’in talebinin dikkate alınmadığını söyleyen Özdağ, imzanın olduğu kağıtta ve kargo zarfında parmak izi aranması gerektiğini savundu. Bu talebin yerine getirilmesi halinde gerçeklerin ortaya çıkacağını ifade etti.
Fikri Akyüz, Çetin Doğanın kabullendiğini, bir kurmay albayın bilirkişi olarak içeriğin darbe planı olduğunu açıkladığını ileri sürdü. Ümit Özdağ, askeri savcılığın Sabah gazetesinde yer alan bu haberi tekzip ettiğini söyledi. Akyüz, Çiçek olayında Mehmet Baransu’nun çok başarılı bir gazetecilik sergilediğini anlatarak, Genelkumay Başkanı’nın “araştıracağız” dediğini ifade etti. Akyüz zanlıların suölu oldukları anaatini taşıdığını da söyledi.
Ümit Özdağ, Dursun Çiçek’in imzası olduğu iddia edilen belgenin Mat 2009’da kaleme alındığını, bu belge içeriğini uyguladıkları savıyla suçlanan Ordu Komutanı ve Başsavcının 2007’de bu belge içeriğini uyguladıkları iddiası var. Bunun büyük bir çelişki olduğunu söyleyen Özdağ, bazı kişi ve kurumlara yazık edildiğini ileri sürdü.
haberiniz.com |