Anasayfa >> Güncel >> İlker Başbuğ iddianamesinde flaş gelişme
Facebook'ta Paylaş
  
[-] Normal [+]
İlker Başbuğ iddianamesinde flaş gelişme

İlker Başbuğ iddianamesinde flaş gelişme

Malatya'da 18 Nisan 2007 tarihinde Alman Tilman Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel'in öldürüldüğü Zirve Yayınevi cinayetleri ile ilgili davanın 37. duruşması yapıldı.

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ'u hakkındaki iddianame, 3 kişinin öldürüldüıü Zirve Yayınevi Davası'nın dosyası ile birleştiriliyor.

BURHAN KARADUMAN MALATYA (İHA) - Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesine ilişkin davanın görüldüğü Malatya Özel Yetkili 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında hazırlanan iddianameyle "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" davasını iddianamesinin Zirve Yayınevi dosyasına eklenmesine ve iddianamelerin İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nden istenmesine karar verdi.

Malatya Özel Yetkili 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın tutuklu sanıkları Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve Salih Gürler Malatya Kapalı Cezaevi'nde getirilirken, Adıyaman Cezaevi'nde tutuklu bulunan sanık Varol Bülent Aral ise hava muhalefeti nedeniyle duruşmaya getirilemedi. Duruşmada tutuksuz sanık Hüseyin
Yelki de hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları ile öldürülen Alman Tilman Geske'nin eşi Suzanna Geske, Almanya Büyükelçiliği'nden 2 görevli ve bazı sanık yakınları da katıldı. Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, İnönü Üniversitesi Rektörlüğü'nden panel ve konferanslara ilişkin olarak istenip de açılamayan 5 adet CD'nin gönderilerek bilirkişiler tarafından çözüm ve deşifrelerinin yapıldığını belirtirken, tutuklu sanık Varol Bülent Aral için İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan gönderilen raporda sanığın cezaiehliyetinin tam olduğunun belirtildiğini kaydetti.

Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un avukatı tarafından İnönü Üniversitesi'nden istenip de deşifre edilen CD dosyalarının istendiğini ve gönderildiğini belirtti. Duruşmada söz alan mağdur avukatlarından Erdal Doğan, Zirve Yayınevi davasıyla ilgili olarak bazı tespit ve bir takım beyanların olduğu gerekçesiyle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' davasının iddianamesiyle Eski GenelkurmayBaşkanı İlker Başbuğ hakkında hazırlanan iddianamenin ve eklerinin incelenmesini talep etti.

Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Şeref Gürkan ise, Zirve Yayınevi davası ile bağlantılı olan ve azmettiricileri kapsayan soruşturmanın iddianame aşamasında olduğunu ve soruşturmanın mevcut dava ile birlikte görülmesinin zorunlu olduğunu belirterek, duruşma gününün buna göre belirlenmesini talep etti.

Savcı Gürkan, "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" iddianamesi ile Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkındakiiddianamenin dosyaya alınmasını talep etti. Mahkeme Başkanı Hayretin Kısa, ara kararlar açıklanmadan önce taraf avukatlara, azmettiricileri kapsayan soruşturma iddianamenin hazırlanma aşamasında olduğunu ve mahkemeye sunulduğu takdirde bu davayla birleştirileceğini belirterek, önümüzdeki duruşmanın 5 gün peş peşe yapmayı planladıklarını söyleyerek, bu nedenle duruşmanın 9 Nisan 2012 Pazartesi günü yapılacağını söyledi.

Mahkeme heyeti, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nden "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" davasını iddianamesi ve Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkındaki iddianamenin ve eklerinin istenmesine karar vererek, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını kararlaştırdı. Zirve Yayınevi Davası'nın 38. duruşması 9 Nisan 2012 Pazartesi günü başlayarak, 5 gün süreyle yapılacak. Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, duruşma bitiminde sanıklara dönerek, ek iddianame kabul edilmeden önce, şimdiye kadar söylemeyip de söylemek istedikleri bir durumun olması halinde "Etkin Pişmanlıktan" yararlanarak, Cumhuriyet savcısına ifade verebileceklerini ve bu durumda cezalarında ciddi manada indirim olabileceğini, aksi takdirde iddianamenin kabulünden sonra cezalarda önemli bir indirim olmayacağını hatırlatarak, Etkin Pişmanlıktan yararlanmaları uyarısında bulundu.

"HÜKÜMET BURADAKİ SORUŞTURMAYA BÜROKRATİK DESTEK VERMELİ"

Bu arada, mağdur avukatlarından Erdal Doğan, duruşma sonrasında yaptığı açıklama da, "Basından öğrenebildiğimiz kadar İrtica ile Eylem Planı iddianamesinde Zirve Yayınevi ile ilgili olarak da bazı hususların olduğunu ve bu konuyla ilgili, burada yer alan bazı sanıkların aynı zamanda Kafes Eylem Planı'nda da yer aldığını biliyoruz. Ortadaki sanıkların burada görev yaptığını biliyoruz. Bu nedenle buradaki davayla da ilişkide bulunduğu düşüncesiyle idrak ettik" dedi.

Hazırlanmakta olan ekinci ek iddianame ile ilgili olarak ise Doğan, "Bu iddianameyi bekliyoruz. Her halde 9 Nisan'a kadar yetişebileceğini umuyoruz. Yalnız bu konuda soruşturmayı yürüten savcılara ve mahkemeye hükümetinde gerekli destek veya kendileri açısında bürokratik açıdan ne gerekiyorsa bu konuyla ilgili desteğini bekliyoruz. Çünkü buradaki soruşturma ve kovuşturma çok önemli. Neden önemli? Biliyorsunuz, Hrant Dink cinayeti davası hukuk açısında bir felaketti. Buradaki soruşturma ve kovuşturma aynı zamanda Hrant Dink ve diğer Santora cinayeti gibi cinayetleri de aydınlatabilecek bir güçte olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Malatya'da 3 kişinin öldürüldüğü davanın görüldüğü Zirve Yayınevi Davası'nın beklenen ikinci iddianameyle birlikte derin yapılanma ve Ergenekon bağlantısı iddiaları da ortaya çıkmış olacak. Ergenekon soruşturması kapsamında incelenen Zirve Yayınevi olayı ile ilgili olarak İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığınca 17 Mart 2011 tarihinde başlatılan soruşturmada aralarında eski Malatya İl Jandarma Komutanı Emekli Kurmay Albay Mehmet Ülger ile birlikte toplam 7 kişi tutuklanmıştı.

Soruşturma sonrasında dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilmişti. İddianamenin hazırlanması ile birlikte Zirve Yayınevi ile Ergenekon davası arasında bağlantı olup olmadığı iddiaları kamuoyuna yansımış olacak. İkinci iddianamede, Ergenekon kapsamında yargılanan bazı sanıklar ile birlikte çok sayıda tutuksuz sanığında yer alması bekleniyor.

İddianamede önemli belge

Nazlı Ilıcak/Sabah

İlker Başbuğ hakkındaki iddianame, 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Bu iddianamede, cumhurbaşkanı seçimine müdahale edildiğini gösteren bir bilgi de yer alıyor. İlker Başbuğ, o tarihte Kara Kuvvetleri Komutanı. İstihbarat Karşı Koyma Deniz Kurmay Albay Turgut Ak imzalı bir bilgi notu (Haziran 2007), Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'a gönderiliyor. Bu notta, Başbuğ'un gayriresmi iletişim ve imaj danışmanı Nuran Yıldız'ın faaliyetleri yer alıyor. "Org. Başbuğ, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda Dr. Yıldız aracılığıyla ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu'yla görüşmüştür" deniliyor. Yıldız'ın, İlker Başbuğ'dan naklen Mumcu'ya aktardığı bilgiler ise şu şekilde özetleniyor:
CHP, kendi istediği dışında bir AKP'linin (Milli Görüşçü-Fethullahçı) aday gösterilmesi durumunda, Meclis'teki oylamaya kesinlikle katılmayacak.

Erdoğan, Gül, Arınç üçlüsünden birinin aday olması halinde, CHP-ANAP-DYP'nin katılmadığı durumda, cumhurbaşkanı sadece AKP'nin cumhurbaşkanı olacak. Bu yüzden TSK'nın Başkomutanı olamayacağından hareketle, TSK buna müdahale edecek.
Müdahale sonucunda hükümet düşecek. Bunun, Anayasa Mahkemesi'yle görüşülerek sağlandığı, bizzat Org. Başbuğ tarafından ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesi AKP'yi kapatacak, Erdoğan-Gül- Arınç üçlüsünün siyaset yapması yasaklanacak ve böylece AKP kadrosu değişecek.

Aydın Doğan'a bağlı medya kuruluşlarının sağlayacağı medya desteğiyle, Erkan Mumcu önderliğinde birleşen ANAP ve DYP'nin çekim gücüyle, bu partiye katılacak "TSK'ya yakın-AKP düşmanı" Rifat Hisarcıklıoğlu, Sinan Aygün, Abdüllâtif Şener ve Cemil Çiçek gibi isimlere bir oluşum sözü verildi. Oluşumun, müdahaleden sonraki ilk seçimlerde iktidara taşınacağına kesin gözüyle bakılmakta.

Bu notun Genelkurmay'da bulunmadığı, dolayısıyla düzmece olduğu iddia edildi. Oysa iddianamede de belirtildiği gibi, Ergenekon tutuklusu Albay Levent Göktaş'ın ofisinden çıkan 51 No'lu DVD içeriği (111 adet dosya) hakkında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, 14 Nisan 2009'da, Genelkurmay Askeri Savcılığı'na şu soruyu iletmişti: "Bu belgeler Genelkurmay'ın arşivinde var mı? Gizliliği kalktı mı?"6 Mayıs 2009'da, Askeri Savcılık'tan 8 sayfalık bir liste geldi. Listede, 111 dosyada yer alan ve farklı tarihler taşıyan bilgi ve belgeler, "çok gizli", "gizli"ya da "gizliliği kalktı"şeklinde derecelendiriliyordu. Yukarıda sözünü ettiğimiz belgeyle ilgili olarak ise, Askeri Savcılık,"TCK'nın 334. maddesi kapsamında gizliliği kalkmamıştır"diyordu. (Buradan da, bilgi notunun, Genelkurmay arşivinde bulunduğu anlaşılıyor)

Ayrıca, iddianamede, AK Parti'ye kapatma davası öncesinde, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ ile Anayasa Mahkemesi Başkanvekili'nin (Osman Paksüt) gizli bir görüşme yaptığı da hatırlatılıyor.

İlker Başbuğ ve Nuran Yıldız, Erkan Mumcu'yla böyle bir işbirliği içine girilmediğini belirtiyorlar; belgeyi yalanlıyorlar. İddianamede ise, aksi ileri sürülüyor. Tabii, tam da cumhurbaşkanı seçilirken ANAP ile DYP'nin ve de CHP'nin Genel Kurul'a girmediğini, ayrıca Mart 2008'de AK Parti hakkında kapatma davası açıldığını, Osman Paksüt ve eşi Ferda Hanım'ın o tarihteki gayretlerini de unutmamak lâzım. Bir başka ifadeyle, cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrasındaki gelişmeler, belgeyi teyit eder mahiyette.

İlker Başbuğ, Hasan Iğsız'ı Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na getirip, sonra da Genelkurmay Başkanlığı yolunun açılması için 2010 Şûrası'nda büyük mücadele verdi. Bugün, o mücadelenin sebebi daha iyi anlaşılıyor. (sabah)


17 Şubat 2012 Cuma 22:45

Firmanızı Ücretsiz Tanıtın

+ Yorum yazmak için tıklayın


Bu habere yapılan yorumlar


    İlginizi çekebilecek diğer haberler





Medyarazzi YAZARLARI
Ahmed Fevzi YÜKSEL
Halil İbrahim İYİOĞLU
Muammer Yıldıztaşı
ANKET
Hangi Filme Gideceksiniz?
Tanrılar ve İnsanlar
Transformers 3
Aşka Şans Ver
Bir Ayrılık
Dehşetin Gözleri
Julia'nın Gözleri

Ankete oy kullanmak için tıklayın
www.medyarazzi.com | Öz Anadolu Bilişim Reklam İnş. San Ve Tic. Ltd. Şti.
Tüm hakları saklıdır ' 2004-2011 | Haber Ofis