Anasayfa >> Siyaset >> Fethullah Hoca Tayip Erdoğan'a ateş püskürdü
Facebook'ta Paylaş
  
[-] Normal [+]
Fethullah Hoca Tayip Erdoğan'a ateş püskürdü

Fethullah Hoca Tayip Erdoğan'a ateş püskürdü

MİT Müstaşarı Hakan Fidan'ın şüpheli sıfatırla ifadeye çağırıldığı gece Fethullah Gülen'in doğrudan Başbakan Erdoğan'a mesajlar verdiği bir konuşması hekül. org adlı internet sitesinden yayınlandı.

Gülen, Erdoğan'ın adını geçirmeden çok ağır mesajlar verdi. İşte MİT operasyonun düğmesine basıldığı gün Fethullah Gülen'in yayınlanan görüntüleri.

Fethullah Gülen Pensilvanya'dan Tayyip Erdoğan'ı uyardı.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve eski MİT Müstaşarlarının KCK şüphelisi sıfatıyla ifade çağırıldığı gün yayınlanan görüntülerde Gülen, adını vermeden Erdoğan'a çok açık ithamlarda bulundu.
Fethullah Hoca, fırsatı ele geçirenlerin gayrı meşru yollarla havuzlarını doldurduğunu söyledi.
Fethullah Gülen, Başbakan Erdoğan'ın adını konuşmasında hiç anmadı ancak doğrudan onu hedef aldı.
Gülen’in açıklamaları Tayyip Erdoğan ile arasında yaşanan kavgayı çok net bir şekilde ortaya çıkardı.

ulusalkanal




ulusalkanal

EMAATTEN BAŞBAKAN’A ÜSTÜ KAPALI TEHDİT




Bakalım cemaat-AKP işbirliği daha nelere gebe olacak?

Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, Fethullah Gülen’e yakınlığından dolayı , cemaatin sesi olarak bilinir.
Gülerce 18 Mart Cuma günkü yazısında, AKP’yle ilgili çok kritik bir yazı kaleme aldı.
Gülerce’ye göre; AKP’nin bu seçimde başarı kazanmasından endişe duyanlar vardı. Satır araları analiz edildiğinde, bu endişeyi duyanlar arasında cemaatte bulunuyordu.
Gülerce yazsında; AKP’yi ve Başbakan’ı “iç ve dış oyunlara gelmemesi” konusunda uyardı. Bu “oyunların” höşgörü, diyalog ve uzlaşma ile bozulacağını, yazdı.
Hüseyin Gülerce 23 Mart günü kaleme aldığı yazısında, yine üstü kapalı mesajlarla AKP’yi uyardı.
Wikileaks belgerinden yola çıkarak bir yazı kaleme alan Gülerce, “Erdoğan’ın geleceği vesayetle mücadeleye bağlı” gibi çok çarpıcı bir cümleye imza attı.
“12 Haziran’da, kuvvetli bir demokratikleşme iradesine çok ihtiyacımız var” diyen Gülerce, Cumhurbaşkan’ı Gül’den ise “demokrat” diye söz etti.

Peki tüm bu yazılar ne anlama geliyor?

Cemaat AKP’ye ne demek istiyor?
“Demokratikleşme iradesi”, “Erdoğan’ın geleceği vesayetle mücadeleye bağlı” gibi çarpıcı sözleri nasıl okumak lazım?
Görünen o ki; cemaat seçim öncesi Erdoğan’a üstü kapalı “tehditlerde” bulunuyor.
Milletvekili seçimlerinde, cemaate yakın isimlerin listelere alınması isteniyor.
Ve asıl olarak, Ergenekon operasyonlarının devam edilmesi isteniyor.
Bilindiği gibi; cemaate yakınlığıyla bilinen İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer bir gece operasyonuyla görevden alındı.
Yılmazer, Ergenekon operasyonlarının beyniydi.
Onun görevden alınması cemaati rahatsız etti.
AKP’nin bu görevden almayla, Ergenekon konusunda geri adım attığı düşünülüyor ki, bundan endişe duyuldu.
Özellikle, son gazeteci operasyonları bardağı taşıran damla oldu AKP için. Cemaatin insanları pervasızca hapise atması AKP kanadında dahi tepkilere yol açtı.
Artık cemaatin intikam operasyonu çok açık görülüyordu.
Ali Fuat Yılmazer’in görevden alınması hükümetteki bu rahatsızlığın dışa vurumudur.
Tekrar yazalım:
Cemaat, AKP’ye verdiği destek üzerinden üstü kapalı tehditler yapmaya başladı. Cemaatin kendisini ne kadar güçlü gördüğünün net bir fotoğrafıdır bu.
Bakalım cemaat-AKP işbirliği daha nelere gebe olacak?

EKREM DUMANLI BAŞBAKAN ERDOĞAN’A BAYRAK AÇTI

12 Haziran seçimleri sonrası önce Zaman yazarı Hüseyin Gülerce yazdı. Başbakan’ın ustalık döneminin “iki sınavı” olduğunu dile getirdi. Bunlardan bir yeni kabine diğeri ise Yüksek Askeri Şura (YAŞ) idi.

Kabine de YAŞ da geçtikten sonra Gülerce sessizliğe büründü. Başbakan Erdoğan’ın bu “sınavlardan” nasıl geçtiği konusunda sesini çıkarmadı. Ta ki Habertürk’ten Kutlu Esen Demire verdiği röportaja kadar… Gülerce’nin Habertürk’e yaptığı açıklamalarından anlaşıldı ki; cemaat Başbakan’ın bu iki “sınav”da takındığı tavırdan pek hoşlanmamıştı. Ne ummuştu ne buldu?

Sonra cemaatin İngilizce gazetesi Today’s Zaman’ın genel yayın yönetmeni Bülent Keneş, Zaman’da yayınlanan yazısında isim vermeden Beşir Atalay’ı hedef tahtasına oturttu. Keneş Kürt Açılımdan sorumlu başbakan yardımcısı Atalay’a böyle görevler verilmemesi gerektiğini yazdı.

Zaman’ın bir diğer yazarı Ali Ünal ise geçtiğimiz haftaki köşesinde açık açık başbakan Erdoğan’ı uyardı. “Ustalık dönemiyle ilgili üç endişe” başlıklı yazısında Ünal, Erdoğan’a “yakınlarından gelen eleştirilere kulak asmasını” önerdi. Başbakan’ı “kendini beğenmişlikle” eleştiren Zaman yazarı Ünal, Erdoğan’ın bocalama yaşayabileceğini dile getirdi.

(Türk medyasına sadece Odatv’nin dikkat çektiği bir çarpıcı yazıyla ilgili haberimiz için tıklayın…)

BU KEZ BÜLENT KORUCU UYARDI

Ve şimdi…
Zaman’ın diğer yazarı Bülent Korucu yine çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı. “CHP ile AK Parti’nin işi gerçekten zor” başlıklı yazısında önce ana muhalefet partisi CHP’yi eleştirdi…
Sonra ise…
AKP’nin kendi içindeki muhalefetin sesinin kısıldığını yazdı. Korucu bu durumu eleştirdiği yazsında şöyle dedi: “AK Parti’nin alternatifsiz iktidarı, iç muhalefet kapılarını da kapatıyor. Böylesine baskın ve güçlü liderliğin karşısına geçip hiçbir AK Partili hata yapıyoruz diyemez. Her seçimden güçlenerek çıkan ve iktidar getirilerini paylaştırma tekeline sahip bulunan genel başkanın rağmına (aksine) görüş beyan etmek pek mümkün olmaz. Hele kuruluşundan birkaç ya sonra tek başına hükümet kurmuş bir partiyse, gelenek ve kurumlarının oturmuş olmasını beklemek haksızlık olur. AK Parti’nin nevzuhur (yeni) bir parti olmaması önemli şansı. En azından söz söyleyebilecek ağabeyleri var ve taban bunu bir sigorta olarak görüyor. Ama parti içi demokrasi ihtiyacının böyle karşılanmasını beklemek doğru olmaz.”

Zaman yazarı Korucu, ilginç bir şekilde medyanın da iktidara karşı muhalefet edemediğini yazdıktan sonra şöyle devam etti:

“Geminin yaklaştığı buzdağını haber verip ‘kötü adam’ olmak istemez kimse. Bazıları da bilhassa sesini çıkarmaz, muhtemel çarpışmayı ellerini ovuşturarak seyretmek için konum alır.”

“Sırtındaki akrebi söyleyecek kimsenin kalmaması insan için en büyük musibettir” diyen Bülent Korucu,
AKP içindeki durumu şöyle özetledi:

“Hataları söyleyebilecekler kabuğuna çekildiçe, hataları alkışlayan şakşakçıların sesi iyice yükselir. Çünkü doğrucu Davut’lar şakşakçılar için büyük risktir, turnosol kağıdı gibi gerçek niyetlerini açığa çıkarır.”

Evet…
Hüseyin Gülerce ile başlayan, Bülent Keneş ve Ali Ünal’la devam eden. Zaman’ın Başbakan Erdoğan’a uyarıların da Bülent Korucu yeni bir sayfa daha açtı.

Zaman’ın bu yazarları. Fethullah Gülen’e açık yakınlığıyla bilinen isimler … Cemaat kökenli kalemler… Yani aynı gazetede yazan Şahin Alpay ya da Joost Lagendijk gibi değil.
Hal böyle olunca, şu soruları tekrar yinelemek gerekiyor:
Cemaatle AKP arasında neyin kavgası var?

AKP on yıldır iktidarda, neden şimdi başladı bu eleştiriler ve uyarılar?
Sorular çağaltılabilir ama şurası net ki; Zaman genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı Başbakan Erdoğan’a karşı bayrak açış durumda.
Çünkü, böylesi yazılar onun kontrolü olmadan gazeteye girmez.12 Haziran seçimleri sonrası önce Zaman yazarı Hüseyin Gülerce yazdı. Başbakan’ın ustalık döneminin “iki sınavı” olduğunu dile getirdi. Bunlardan bir yeni kabine diğeri ise Yüksek Askeri Şura (YAŞ) idi.

Kabine de YAŞ da geçtikten sonra Gülerce sessizliğe büründü. Başbakan Erdoğan’ın bu “sınavlardan” nasıl geçtiği konusunda sesini çıkarmadı. Ta ki Habertürk’ten Kutlu Esen Demire verdiği röportaja kadar… Gülerce’nin Habertürk’e yaptığı açıklamalarından anlaşıldı ki; cemaat Başbakan’ın bu iki “sınav”da takındığı tavırdan pek hoşlanmamıştı. Ne ummuştu ne buldu?

Sonra cemaatin İngilizce gazetesi Today’s Zaman’ın genel yayın yönetmeni Bülent Keneş, Zaman’da yayınlanan yazısında isim vermeden Beşir Atalay’ı hedef tahtasına oturttu. Keneş Kürt Açılımdan sorumlu başbakan yardımcısı Atalay’a böyle görevler verilmemesi gerektiğini yazdı.

Zaman’ın bir diğer yazarı Ali Ünal ise geçtiğimiz haftaki köşesinde açık açık başbakan Erdoğan’ı uyardı. “Ustalık dönemiyle ilgili üç endişe” başlıklı yazısında Ünal, Erdoğan’a “yakınlarından gelen eleştirilere kulak asmasını” önerdi. Başbakan’ı “kendini beğenmişlikle” eleştiren Zaman yazarı Ünal, Erdoğan’ın bocalama yaşayabileceğini dile getirdi.

(Türk medyasına sadece Odatv’nin dikkat çektiği bir çarpıcı yazıyla ilgili haberimiz için tıklayın…)

BU KEZ BÜLENT KORUCU UYARDI

Ve şimdi…
Zaman’ın diğer yazarı Bülent Korucu yine çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı. “CHP ile AK Parti’nin işi gerçekten zor” başlıklı yazısında önce ana muhalefet partisi CHP’yi eleştirdi…
Sonra ise…
AKP’nin kendi içindeki muhalefetin sesinin kısıldığını yazdı. Korucu bu durumu eleştirdiği yazsında şöyle dedi: “AK Parti’nin alternatifsiz iktidarı, iç muhalefet kapılarını da kapatıyor. Böylesine baskın ve güçlü liderliğin karşısına geçip hiçbir AK Partili hata yapıyoruz diyemez. Her seçimden güçlenerek çıkan ve iktidar getirilerini paylaştırma tekeline sahip bulunan genel başkanın rağmına (aksine) görüş beyan etmek pek mümkün olmaz. Hele kuruluşundan birkaç ya sonra tek başına hükümet kurmuş bir partiyse, gelenek ve kurumlarının oturmuş olmasını beklemek haksızlık olur. AK Parti’nin nevzuhur (yeni) bir parti olmaması önemli şansı. En azından söz söyleyebilecek ağabeyleri var ve taban bunu bir sigorta olarak görüyor. Ama parti içi demokrasi ihtiyacının böyle karşılanmasını beklemek doğru olmaz.”

Zaman yazarı Korucu, ilginç bir şekilde medyanın da iktidara karşı muhalefet edemediğini yazdıktan sonra şöyle devam etti:

“Geminin yaklaştığı buzdağını haber verip ‘kötü adam’ olmak istemez kimse. Bazıları da bilhassa sesini çıkarmaz, muhtemel çarpışmayı ellerini ovuşturarak seyretmek için konum alır.”

“Sırtındaki akrebi söyleyecek kimsenin kalmaması insan için en büyük musibettir” diyen Bülent Korucu,
AKP içindeki durumu şöyle özetledi:

“Hataları söyleyebilecekler kabuğuna çekildiçe, hataları alkışlayan şakşakçıların sesi iyice yükselir. Çünkü doğrucu Davut’lar şakşakçılar için büyük risktir, turnosol kağıdı gibi gerçek niyetlerini açığa çıkarır.”

Evet…
Hüseyin Gülerce ile başlayan, Bülent Keneş ve Ali Ünal’la devam eden. Zaman’ın Başbakan Erdoğan’a uyarıların da Bülent Korucu yeni bir sayfa daha açtı.

Zaman’ın bu yazarları. Fethullah Gülen’e açık yakınlığıyla bilinen isimler … Cemaat kökenli kalemler… Yani aynı gazetede yazan Şahin Alpay ya da Joost Lagendijk gibi değil.
Hal böyle olunca, şu soruları tekrar yinelemek gerekiyor:
Cemaatle AKP arasında neyin kavgası var?

AKP on yıldır iktidarda, neden şimdi başladı bu eleştiriler ve uyarılar?
Sorular çağaltılabilir ama şurası net ki; Zaman genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı Başbakan Erdoğan’a karşı bayrak açış durumda.
Çünkü, böylesi yazılar onun kontrolü olmadan gazeteye girmez.


BU KEZ HEDEFLERİNDE BAŞBAKAN ERDOĞAN VAR

Cemaatin yayın organı Zaman'ın yazarlarından Ali Ünal, çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı. “Ustalık dönemiyle ilgili üç endişe” başlıklı yazıda Ünal, Başbakan Erdoğan'a uyarılarda bulundu. AKP'nin üçüncü iktidar dönemiyle ilgili üç önemli “endişesi” olduğunu dile getiren Zaman yazarı Ünal, satır aralarında Erdoğan'a birçok gönderme yaptı.

Başbakan Erdoğan'ın kazandığı başarılardan dolayı gurur duymamasını, şükür etmesi gerektiğini söyleyen Zaman yazarı, Kuran-ı Kerim'den örnekler verdi ve tövbe etmenin, başarıya giden yolda işlenmiş hata ve günahların affı olduğunu dile getirdi.

Ali Ünal birinci “endişesini” şu satırlarla bitirdi:

“Siyaset ve propaganda gereği başarılardan söz etmek makul görülebilse de, bunları içten sahiplenmemek ve artık ustalık gibi iddialarda bulunmamak, gerçek ustalığın ve gerçekten usta olmanın girişidir, başlangıcıdır, temelidir.”

KİM O KANAAT ÖNDERİ

Zaman yazarının ikinci “endişesi” çok daha çarpıcıydı. “Allah, bir idareciyi severse ona hatalarını hatırlatacak bir vezir nasip eder.” şeklindeki hadis-i şeriften örnek veren Ali Ünal, hemen ardından Fethullah Gülen'in şu sözlerine gönderme yapıyordu:

"En çok zevk duyacağımız şey, sevdiğimiz ve sevgisinden emin bulunduğumuz kimselerden gelen tenkitler olmalıdır. Aksine, bazı kusurlarımızdan dolayı çok dostlarımızı kaybedeceğimiz gibi, birçok eksik ve kusurlarımızı da düzeltme mülâhazası söz konusu olmayacaktır."

Ali Ünal, Başabakan'a ima yoluyla “yakınlarından gelen eleştirilere kulak asmasını” öneriyordu. Ve ilerleyen satırlarda şöyle yazdı Ünal:

“Gurur, kendini beğenme gibi, hatalar, günahlar da insanın koynunda birer akreptir.”

Evet, yanlış okumadınız. Erdoğan'ın kendisini beğenmesini ve gururunu eleştiriyordu.
Ve...
Ali Ünal'ın sözü nereye getirmek istediğini sonraki satırlarından anlıyoruz:

“Sayın Başbakan'dan beklentimiz, kendisini övenlere, takdir edenlere değil, ülke ve millet sevgisiyle, kendisinin de hayrını düşünerek doğruyu, gerçeği işaret edenlere, gerektiğinde gerekli tenkidi yapanlara kulak vermesi, dünya ve şahısları adına hiçbir beklentileri olmayan kanaat önderlerine aklını da, kalbini de açması, daima gerçek rey ve basiret sahipleriyle istişare etmesi, çevresinden de övgü ve takdir değil, daima doğruyu dile getirmelerini beklemesidir.”

Cemaatin yazarı Ali Ünal'ın, Başbakan'dan aklını ve kalbini açmasını istediği kanaat önderi kimdi acaba? Tahmin etmek zor mu?

BAŞBAKAN DAHA DİKKATLİ DAVRANMALI

Ve gelelim Zaman yazarı Ünal'ın üçüncü “endişesine”...
Burada, Başbakan'ın ustalık döneminde bocalama riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek şu uyarılarda bulunuyor:

“Böyle bir dönem ve va'dler, insanı bocalatır. Bilhassa beklemediği engeller karşısına çıkacak olursa, bu bocalama daha da artar. Dolayısıyla, Sayın Başbakan'ın, kendine daha bir güven değil, daha bir tevazu, "Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir." anlayışı içinde, daha içten, daha araştırmacı, daha serinkanlı, daha dikkatli davranması, hareket etmesi ve icraatta bulunmasıdır. İnsan için her zaman önemli olan muhasebe ve murakabe, bilhassa böyle dönemlerde daha bir önemli hale gelir.”

Evet, Ali Ünal'ın çarpıcı yazısı böyle...
Başbakan Erdoğan'a ve AKP'ye toz kondurmayan Zaman'da böyle bir yazının çıkmasını nasıl okumalıyız?
Cemaatin hedefinde bir süredir Başabakan Yardımcısı Beşir Atalay ve TBMM Başkanı Cemil Çiçek vardı.
Odatv bu konuyla ilgili ses getiren analizler yayınladı.
Şimdi...
Ali Ünal bu yazısıyla; kimi zaman ima, kimi zaman açık açık Başbakan Erdoğan'a uyarılarda bulunuyor.
Bu yazı, cemaat- AKP ilişkilerinin sanıldığı gibi “süt liman” olmadığının en çarpıcı kanıtlarından biri.




11 Şubat 2012 Cumartesi 20:14

Firmanızı Ücretsiz Tanıtın

+ Yorum yazmak için tıklayın


Bu habere yapılan yorumlar

tufan / kayseri


birileri şu cemat liderine söyle demeli. kendine o kadar güveniyorsan parti ni kur seçime katıl tıraşını gör demeli yeter artık
abdulkadir /


Cemaat akp kolkola ülkeyi yönetiyor masalını yutturamayınca şimdi de cemaat akp kile kavga içinde masalına mı başladınız. bizim insanınımız artık bu masallarla uyutulamayacak olgunlukta. yayınlarsınız yorumumu umarım.

    İlginizi çekebilecek diğer haberler





Medyarazzi YAZARLARI
Ahmed Fevzi YÜKSEL
Halil İbrahim İYİOĞLU
Muammer Yıldıztaşı
ANKET
Hangi Filme Gideceksiniz?
Tanrılar ve İnsanlar
Transformers 3
Aşka Şans Ver
Bir Ayrılık
Dehşetin Gözleri
Julia'nın Gözleri

Ankete oy kullanmak için tıklayın
www.medyarazzi.com | Öz Anadolu Bilişim Reklam İnş. San Ve Tic. Ltd. Şti.
Tüm hakları saklıdır ' 2004-2011 | Haber Ofis