'Zenne bizim için sosyal sorumluluk' VİDEO
Türkiye'nin ilk gay namus cinayeti olarak tarihe geçen Ahmet Yıldız, Zenne Can ve fotoğrafçı Daniel'in ilişkisini konu alan 'Zenne' filmi, 48. Altın Portakal Film Festivali'ne damgasını vurdu
Caner Alper ve Mehmet Binay, Zenne Can’ın hayatını belgesel olarak yapmaya karar verirler. Ancak yakın arkadaşları Ahmet Yıldız, babası tarafından gay olduğu için öldürülür. O günden sonra Ahmet, ne hayatlarından ne de akıllarından çıkmaz. Üç yıllık bir çalışmanın ardından da ilk uzun metrajlı filmleri Zenne’yi çekerler. Zenne, önceki gün 48. Altın Portakal Film Festivali’nde gösterildi ve izleyicilerden tam not aldı.
Filmde Almanya’da yaşayan oyuncu Kerem Can, Zenne Can’ı; Erkan Avcı ise Ahmet Yıldız’ı canlandırıyordu. İkisinin de performansı muhteşemdi.
Zenne Can ve Ahmet Yıldız’ı canlandırmak aslında dikkatleri üzerine çekmek ve eleştirilere hedef olmak demek. Peki, siz bu rolleri kabul ederken hiç tereddüt etmediniz mi?
Kerem Can: Bu teklif bana geldiğinde oğlum dünyaya gelmek üzereydi. Hülya Duyar üzerinden Caner Alper ve Mehmet Binay aradılar beni. Tabii ki Skype’tan Türkçe’mi kontrol etmek istediler. Ondan sonra senaryoyu gönderdiler. Benim için sadece rol değil, misyon da önemli. Ahmet Yıldız olayını daha önce gazetelerden okumuştum ve acaba “Türkiye’de biri film yapmak isterse nasıl karşılanır” diye düşünmüştüm. Bu teklif gelince tabii ki kabul ettim.
Erkan Avcı: Tereddüt etmedim. Çünkü bir oyuncu için sinema filminde rol almak zaten heyecanlı bir süreç. Bir de Caner ve Mehmet gibi işinin ehli insanlarla çalışmak çok güzeldi. Onların beni seçme hikâyesi de enteresan. Ben deneme çekimine girdim ve orada adımı söylemeyi unuttum. Çekim sırasında hata yaptım diye kahkaha attım. Onlar çekimi izlerken bu kahkahayı duyunca “Ahmet Yıldız’ı bulduk” demişler. Aslında o sırada hiç rol yapmıyordum.
Peki, rollerinize nasıl hazırlandınız, nasıl bir süreç geçirdiniz?
Avcı: Şanslı bir oyuncuydum. Çünkü 1.5 yılı aşkın süre çalıştık. Mehmet ve Caner bana sürekli Ahmet’in ne olduğunu ne olmadığını anlattılar. Benim Ahmet’le ilk tanışmam okuduğum bir röportajıyla oldu. Caner’lerin tatil görüntülerinden de Ahmet’in 30 saniyelik görüntüsünü defalarca izledim. Ben bu işe film olmakla beraber ciddi bir sosyal sorumluluk projesi olarak bakıyorum.
Can: Son yedi ayda filme dahil oldum. Beril Şenöz, Burçin Orhon’la İstanbul’da, Pina Bausch’un dansçılarından biriyle ve Almanya’da gerçek bir zenneyle çalıştım. Bir erkek için o şekilde dans etmek çok farklı bir deneyimdi. Vücudumun ne yapabileceğini, sınırlarımı gördüm. Zenne’yle çalışırken “Abi ayı pençesi gibi ellerin var” deyip bana çubuklar verdi ve “Sen her işi böyle yap” dedi. Bir ara İstanbul’a geldim. Amcamlarda kalıyordum ve kuzenim karşıladı beni. Kucaklaştık ve “Abi senin ellerine ne oldu, parmaklarında problem mi var” dedi.
Aileniz duruma nasıl tepki gösterdi?
Can: Eşim oyuncu ve böyle bir misyonu olan bir filmde oynadığım için benimle gurur duydu. Ailemden herkes destek verdi.
Avcı: Ailem bir sinema filminde oynadığım için mutlu. Ailemin oyunculuk diye bir meslekten haberi var. O nedenle çok şanslıyım. Arkadaşlarım da filmde oynamamı heyecanla karşıladılar.
'AHMET ERKEK GİBİ ÖLDÜ'
Erkan Avcı, Diyarbakırlı olduğunu ve Ahmet Yıldız’ın dünyasını çok iyi anladığını söylüyor:
“Türkiye’de yaşıyorum, 30 yaşındayım ve ülkemle ilgili dertlerim var. Nefret cinayetleri var. Ahmet’in mevzusuna gay kimliği üzerinden değil, nefret suçu olarak bakıyorum. İnsanın kendine benzemeyen fikri, kişiyi katletme duygusu Ortaçağ’dan geliyor. Bu duyguyu ehlileştirmemiz gerekiyor. Ahmet erkek gibi öldü. Ben de Diyarbakırlı bir ailenin çocuğuyum. O nedenle aynı sosyo kültürel yapıdan geldiğimiz için Ahmet’i anlamada zorlanmadım.”